ne başlarken yavaştan...
sıfırdan biraz önce içimde büyüttüğüm hisler yok olmuş değil... ama dahası da yüklendi üstüne. Eklendi demek zor, çünkü biraz yüklendi bu sefer.. biraz bağımsız mevzudan, ya da aksine tam da mevzu ile ilgili...
Bir dönüm noktası olduğunu biliyorum... Tamam mı devam mı eşiği gibi düşündüm ilk anda, ama farkettim ki sonra içimde bitmeyecek bir mevzunun tamam mı devam mı hesaplaşmasını yapamam... Mekanları, kurumları, insanları belki ama mevzunun kendisini değil...
Büyümenin başka hali yaşadığım sancı... Evet içim çok acıdı, acıyor.. Ama kendime sahip çıkıp, küçüklüğümden güç almayı şimdi başarmam gerekiyor. Gözü kapalı, kulağı sağır yaptığım pek çok şeyi; şimdi bugün burada görmem, duymam gerekiyor.
Yani, yol nereye gidiyor elbet durup bakacağım... İnandığım yerde kalabilmek için de kendimle savaşacağım. Göz yaşı güçlendirir, boğazdaki düğümlerde besliyordur belki... kim bilir....
5 Ağustos 2012 Pazar
21 Haziran 2012 Perşembe
0'dan biraz önce
Yeni bir eğitim hazırlığına hazırlanıyoruz...
Bu ikincisine vesile olan ilkinde, çokça karışıp dolaştığım, daha önce görmezden geldiğim duvar diplerinde öğrendiğim, hatta sanki hayatımda bir rutinmiş gibi hissedip davrandığım pek çok şeyi ilk kez yaptığım... Zor hissetmiştim, konuyu modülle eşleştirememiş; içini, dışını, yanını, berisini kavrayıp anlamlı yorumlamakta beceriksizleşmiştim. Güzel bir şeyler olmuştu, olmuştu yani de tam olarak ne nasıl oldu diye sorsanız anlatamam ya hani, öyleydi işte.
Şimdi... yine önemi çok ve büyük, niyetlerinden ötürü. Kendimden yana bir edecek bir lakırdım yok, olanlar bu aralar ki genel ruh halimle ilgili. Yakınlığım ve umudum da çok ve beklentilerim çok daha diğerkamlık hali ile ilişkide.
14 Mart 2012 Çarşamba
içine girsem çıkamam, girmeden de duramam...
Uzun zaman oldu uğramayalım, niyedir bilmiyorum ama elim pek varmadı. Belki eksiği, belki fazlası vardı...
Sebebi ziyaretimi adlandırmak zor, bazı şeylerin cevabını ben de bilmediğimden anlatamıyorum.
Şimdi yine, bu blogu ilk açtığım odada çalışıyoruz, 307. Ekipte, eğitimde farklı, Beyaz Şapkalar projesinin ilk ulusal eğitimine hazırlanıyoruz.
Bu aralar havalar biraz eserekli, değişim evrelerindeyiz rüzgarların. Kuşak değişimi var, her ağacın verdiği meyve de değişiyor olgunlaşıp büyüdükçe.
Ben hala, aynı ağacın meyvesi hissediyorum kendimi, biliyorum ki o'yum zaten. Duam ve çabam, tohumlarım meyve verecek kadar gelişir de düşerse toprağa diye....
İçine girsem çıkamayacağım ama girmeden de duramadığım bir dünyanın eşiğinde, varlığını bilir ama sanki yokmuş gibi davranır bir haldeyim. Bu günlerde içinden çıkamadığım kafamı duvarlara, merdiven kapaklarına, odaların kapılarına vurduğum ve çaresiz hissettiğim içinde dolanıp durduğum karanlık odaların içinde, ışık olan, dışarıdan içeriye ait temiz havayı getirmeyi başaran, nefes veren -nefes almak için soluklanmak gerektiğini hatırlatan- aynı ve benzer ruhlar olurken, içinde boğulduğum çelişkinin kararlılığı ve anlamlılığı beni ayakta tutan şey oluyor galiba, burada kalacağım dedirten...
Sebebi ziyaretimi adlandırmak zor, bazı şeylerin cevabını ben de bilmediğimden anlatamıyorum.
Şimdi yine, bu blogu ilk açtığım odada çalışıyoruz, 307. Ekipte, eğitimde farklı, Beyaz Şapkalar projesinin ilk ulusal eğitimine hazırlanıyoruz.
Bu aralar havalar biraz eserekli, değişim evrelerindeyiz rüzgarların. Kuşak değişimi var, her ağacın verdiği meyve de değişiyor olgunlaşıp büyüdükçe.
Ben hala, aynı ağacın meyvesi hissediyorum kendimi, biliyorum ki o'yum zaten. Duam ve çabam, tohumlarım meyve verecek kadar gelişir de düşerse toprağa diye....
İçine girsem çıkamayacağım ama girmeden de duramadığım bir dünyanın eşiğinde, varlığını bilir ama sanki yokmuş gibi davranır bir haldeyim. Bu günlerde içinden çıkamadığım kafamı duvarlara, merdiven kapaklarına, odaların kapılarına vurduğum ve çaresiz hissettiğim içinde dolanıp durduğum karanlık odaların içinde, ışık olan, dışarıdan içeriye ait temiz havayı getirmeyi başaran, nefes veren -nefes almak için soluklanmak gerektiğini hatırlatan- aynı ve benzer ruhlar olurken, içinde boğulduğum çelişkinin kararlılığı ve anlamlılığı beni ayakta tutan şey oluyor galiba, burada kalacağım dedirten...
28 Mart 2011 Pazartesi
Diyeceğim...
Esas diyeceğim, nasıl söylenir bilemediğim.
Dün Beyazıt eğitimini bitirip üzerine de değerlendirmeyi yaptıktan sonra, oturup biraz sohbet ederken yoldaşlarla, düşündüm ki, şimdi bizim gibi iki ekip daha var sivasda ve izmirde, bir yandan da kocaman bir ekip yola koyulma telaşındalar şimdilerde.
Niye uğraşıyor ki bunca insan...
İnanmamak mümkün mü niyetlere, bizi bir araya getiren değerlere...
Diyeceğim o ki, söylemesi zor işte.
Dün Beyazıt eğitimini bitirip üzerine de değerlendirmeyi yaptıktan sonra, oturup biraz sohbet ederken yoldaşlarla, düşündüm ki, şimdi bizim gibi iki ekip daha var sivasda ve izmirde, bir yandan da kocaman bir ekip yola koyulma telaşındalar şimdilerde.
Niye uğraşıyor ki bunca insan...
İnanmamak mümkün mü niyetlere, bizi bir araya getiren değerlere...
Diyeceğim o ki, söylemesi zor işte.
Tarih ve Tekerrür:)
Tarih tekerrür etti:) Bu sefer de sıfırda kaldık, gelemedik yediye:) Ama belki geçen sefer verdiğim sözlerin üzerine, bu sefer bir kaç kelam girer araya, biraz tamamlarız.
7 Mart 2011 Pazartesi
Sıfırdayız :)
Bu gün çoğaldık:)
Rahat bir başlangıç yaptık, şimdilik her şey rahat rahat yetişiyor, hatta biraz fazla yetişti gibi:)
Kalabalık, yeni ama tanıdık bir yemek yedik bu akşam. Gördüğüm her yüzü sevdim, yeni yüzler görmeyi sevmek, iyi hissettiriyor bana, anlamlı ve güzel.
Şimdi, sıfırdan bire doğru hareketimiz. Sıfırdan sonsuza...
Rahat bir başlangıç yaptık, şimdilik her şey rahat rahat yetişiyor, hatta biraz fazla yetişti gibi:)
Kalabalık, yeni ama tanıdık bir yemek yedik bu akşam. Gördüğüm her yüzü sevdim, yeni yüzler görmeyi sevmek, iyi hissettiriyor bana, anlamlı ve güzel.
Şimdi, sıfırdan bire doğru hareketimiz. Sıfırdan sonsuza...
6 Mart 2011 Pazar
" Uçarrr Tekmee" ile yetinmeyip kendini daima geliştiren ALper panpaaa "Uçan Adam"a terfii etti.
Çok derin tartışmalar var, Kampanya mı Savunuculuktan; savunuculuk mu kampanyadan çıkar? Horozu düşünen yok!
Ayrımcılık koca bir günümüzü yedi vallayi! Ama güzel bir method ile 'yeniden sahnelerde' olicik işallah çufçuf insanları.
Dün akşam odaya giderken resepsiyon abi beni elimde bilgisayar ve hatrı sayılır bir ağırlık yapan defter kitap yığınıyla asansörün önünde kitledi. Önce Toplum Gönüllüsü Gençlerin ne kadar düzenli efendi gençler olduklarını anlattı, anahtar EE deki gençlerin hiç birinin öööyle sokaktaki gençler gibi lmadığı anlattı. 'siz seçerek alıyosunuz tabi buraya bunları, iyi seçiyosunuz demekki dedi'. Sonra ne kadar çok çalışıp ammaaa az uyuyosunuz maşallah iyi dayanıyorsunuz turu başladı. Ama asıl anatmak istediği, dedesinin Kazım Karabekir'in paşalarından olması, babasının darbeci paşa olması, vakti zamanında babasının bilmem nerdeki bilmem kaç bin Rum'un evini yakmakla tehtid edip kıbrıs savaşının çıkmasını engellediğini, kürtleri bi yere toplayıp ateşe vermek gerektiğini filan anlattı.
Teyze terliklerimi adamın kafasına fırlatmak ya da fırlatmamak, işte bütün mesele bu diye düşündüm. Fırlatmadım.
Bitti.
Çok derin tartışmalar var, Kampanya mı Savunuculuktan; savunuculuk mu kampanyadan çıkar? Horozu düşünen yok!
Ayrımcılık koca bir günümüzü yedi vallayi! Ama güzel bir method ile 'yeniden sahnelerde' olicik işallah çufçuf insanları.
Dün akşam odaya giderken resepsiyon abi beni elimde bilgisayar ve hatrı sayılır bir ağırlık yapan defter kitap yığınıyla asansörün önünde kitledi. Önce Toplum Gönüllüsü Gençlerin ne kadar düzenli efendi gençler olduklarını anlattı, anahtar EE deki gençlerin hiç birinin öööyle sokaktaki gençler gibi lmadığı anlattı. 'siz seçerek alıyosunuz tabi buraya bunları, iyi seçiyosunuz demekki dedi'. Sonra ne kadar çok çalışıp ammaaa az uyuyosunuz maşallah iyi dayanıyorsunuz turu başladı. Ama asıl anatmak istediği, dedesinin Kazım Karabekir'in paşalarından olması, babasının darbeci paşa olması, vakti zamanında babasının bilmem nerdeki bilmem kaç bin Rum'un evini yakmakla tehtid edip kıbrıs savaşının çıkmasını engellediğini, kürtleri bi yere toplayıp ateşe vermek gerektiğini filan anlattı.
Teyze terliklerimi adamın kafasına fırlatmak ya da fırlatmamak, işte bütün mesele bu diye düşündüm. Fırlatmadım.
Bitti.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)